Gökyüzünde Dönüşüm: Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) ile Düşük Emisyonlu Uçuşlara Doğru
Enerji ve ulaştırma başta olmak üzere pek çok sektörde yaşanan dönüşüm, küresel ölçekte emisyon azaltımı ve sürdürülebilir büyüme hedeflerini daha görünür hale getiriyor. Havacılık sektörü de bu dönüşümün önemli odak alanlarından biri olarak, daha verimli ve düşük karbonlu çözümler geliştirmeye yönelik çalışmalarını hızlandırıyor. Bu dönüşümün en güçlü araçlarından biri ise Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF). Fosil yakıtlara alternatif olarak geliştirilen bu yakıt türü, emisyonları azaltma ve döngüsel ekonomi anlayışını destekleme potansiyeliyle havacılığın geleceğini yeniden tanımlıyor.
SAF Nedir ve Nasıl Üretilir?
Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (Sustainable Aviation Fuel), biyobazlı, atık temelli veya sentetik kaynaklardan üretilen ve karbon emisyonlarını fosil yakıtlara kıyasla yüzde 80’e kadar azaltabilen yeni nesil bir yakıt türüdür. Bitkisel ve hayvansal atık yağlar, kullanılmış yemeklik yağlar, orman ve tarım atıkları, evsel atıklar veya yeşil hidrojen ve karbondioksit gibi sentetik bileşenler, SAF üretiminde değerlendirilebiliyor.
Üstelik bu yakıtlar mevcut jet motorları ve yakıt altyapılarıyla tamamen uyumlu oldukları için, mevcut sistemlerde herhangi bir değişiklik yapılmadan kullanılabiliyor. Bu özellik, SAF’i havacılık sektöründeki dönüşümü hızlandıracak en pratik çözüm haline getiriyor.
Havacılıkta Emisyon Azaltım Yolculuğu
Havacılık sektörü bugün küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 2,5’ini oluşturuyor. Uçuş sayısının artmasıyla bu oranın yükselmesi beklenirken, SAF bu tabloyu değiştirme potansiyeline sahip en güçlü seçenek olarak görülüyor. Yaşam döngüsü boyunca fosil yakıtlara göre yüzde 60 ila 80 arasında daha az emisyona sebep olan SAF, karbon nötr uçuş hedeflerine ulaşmada önemli bir adım anlamına geliyor.
Aynı zamanda enerji arz güvenliğine katkı sağlayan bu yakıt, ülkelerin dışa bağımlılığını azaltırken ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği bir arada destekliyor.
Küresel Düzenlemeler ve Yol Haritaları
Sürdürülebilir havacılık yakıtlarının yaygınlaşması, uluslararası düzenlemelerle destekleniyor.
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda SAF kullanımını stratejik öncelik olarak belirledi. CORSIA (Carbon Offsetting and Reduction Scheme for International Aviation) ICAO programı, uluslararası uçuşlardan kaynaklanan karbon emisyonlarının dengelenmesinde SAF’ı öncelikli çözüm olarak konumlandırıyor.
Avrupa Birliği’nin ReFuelEU Aviation girişimi ise 2025 itibarıyla Avrupa’daki havalimanlarında belirli oranlarda SAF kullanımı zorunluluğu getiriyor; 2050’ye kadar bu oran yüzde 70’e kadar çıkacak.
Bu politikalar, havayolu şirketlerini ve enerji üreticilerini sürdürülebilir yakıt yatırımlarına yönlendirerek küresel ölçekte yeşil dönüşümü hızlandırıyor.

Türkiye’de SAF Potansiyeli ve SOCAR Türkiye’nin Vizyonu
Türkiye güçlü enerji altyapısı ve stratejik konumu ve sürdürülebilir havacılık yakıtı üretiminde bölgesel bir merkez olma potansiyeline sahip. Atık yağlar ve biyokütle gibi kaynakların değerlendirilmesi, yerli SAF üretimi için uygun bir ekosistem oluşturuyor.
Bu noktada SOCAR Türkiye’nin enerji ve rafineri alanındaki deneyimi kritik bir rol oynuyor. STAR Rafineri’nin ileri dönüşüm teknolojileri, dijitalleşme ve Ar-Ge kapasitesi, gelecekte SAF üretimi ve tedarik zincirinde Türkiye’nin bölgesel liderliğini destekleyebilecek güçlü bir altyapı sunuyor.
SOCAR Türkiye, sürdürülebilirlik yaklaşımıyla enerji üretiminde çevresel etkiyi azaltan, dijitalleşmeyi merkezine alan ve yeşil dönüşüm hedefleriyle uyumlu projeleriyle Türkiye’nin enerji geleceğini şekillendiren öncü şirketlerden biri konumunda.
Geleceğin Uçuşları
Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı, yalnızca bir alternatif yakıt değil; havacılığın yeşil dönüşümünü mümkün kılan stratejik bir çözüm. Üretim maliyetlerinin düşmesi, regülasyonların netleşmesi ve uluslararası iş birliklerinin artmasıyla, önümüzdeki yıllarda SAF kullanımının hızla yaygınlaşması bekleniyor.
Geleceğin uçuşları, yalnızca hız ve konforla değil; daha temiz bir gökyüzü ve daha sürdürülebilir bir dünya hedefiyle şekillenecek. SOCAR Türkiye’nin enerji alanındaki tecrübesi ve sürdürülebilirlik vizyonu, bu dönüşümün önemli bir paydaşı olarak hem Türkiye’nin hem de bölgenin yeşil havacılık yolculuğuna katkı sunmaya devam edecek.